29 Mayıs 2021 Cumartesi

O AN(2)


Yanından geçerken kokusunu alırdım, alalade bir parfüm de olsa üzerine sıktığı onda olması, ondan yayılması yeterdi.

Vitrinlerde gördüğünüz o şuh elbieleri unutun eğer onun üzerinde değilse ve kumaş sarmıyorsa onun bedenini güzel değildi.

Elinde bazen bir çanta olurdu bazen de birkaç kitap...bir duruşu vardı, eline aldığı her şey onunla anlam bulurdu

Mesala bir seferinde fincanı tutarken gördüm onu, yudumladığı abıhayat olsa  canınız  çekmezdi çünkü o an o fincan olup o zarif parmaklar arasında dünyanın en nadide fincanı olmak isterdiniz

Koridorlarda bir kasvet, karanlık diyarların zindanlarına açılan ölümcül kapılar olurdu onsuz geçilirken lakin bir tesadüfün en güzel ve tapılası yanı zuhur ederken zaman dilimlerinin en nurani diliminde, o belirmistir bir başta siz bir başta ve bir ışık hüzmesi dolardı koridorda upuzun bir melek yolu aydınlanır, her adıma yüzlerce yıldız sırayla ışıldar, yerçekimi kaybolur, adımlarınızda binlerce serçe kanadıyla ve siz en asude halinizle boşlukta bir tüy gibi süzülürdünüz.

Yüz yüze gelmeyin sakın, işte o an, ritimlerini unutan kalbiniz, algıya kapanan zihniniz, ondan başkaya her kör olan gözünüz ve tüm sinir uclarinizin iflası meydana gelir donakalırdınız.
Her şey yeniden anlamlanir, lugatlar yeniden yazılır, şiirler unutulur en kadim dualar bile baştan dillendirilirdi.
 
O an için ölüm bile güzel olurdu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder