30 Mayıs 2021 Pazar

ON IKI DAKIKA

On iki dakika boyunca onu izledim belediye otobüsünde. Kulaklıkları kulağında, cam kenarında, sırtı şoföre dönük,gözleri hep dışarda. Beni fark ettiğini sanmam, güneş gözlüklerimin ardına sığınıp bir onu izledim.

Değildi kötü niyetim. Hınca hınç doluyken otobüs, o ne güzel duymuyordu bu cayırtıyı  belki en sevdiği bir şarkıyı dinliyor belki de evet sadece şarkılar vardı kulağında.
Dur kalklar, doldur boşaltlar umrunda degildi bunca kalabalığın nesine versin ki kendini. Inecegi yer zaten belli. Yol aynı, otobüs camından bakarken gördüğü manzara da aynı. Belki mudavimiydi bu saat, bu hattın bu otobüsüne yabancı olan bendim, ilk kez biniyor ilk gez bu güzergaha konuk oluyordum. En arkada,  en solda, cam kenarında. Onun baktığı her şey rutindi belki lakin benim bugün buradaki varlığım, gerçi bir tek bana özel olsa da, ilkti.

On iki dakika boyunca onu izledim belediye otobüsünde. Durak kuyruğunda görmemiştim, otobüste yer bulmak ve uzun süren trafik cehenneminin cam kenarı cennetine nail olmak için sıranın en önündeydim ki koşa koşa vardım en arkaya, cam kenarına. Otururken gördüm onu, yerine kurulur kurulmaz daldı camdan dışarı. Tabi güneş gozluklerimin ardından ona bakmak pek cesaret gerektirmiyordu. Emin olun değil kötü niyetim. Otobüslerde olur da demeyin. Sadece on iki dakika boyunca kurabileceğim bir hayal dünyasının ham maddesini karıyordum sadece. Ee, İstabul'dasiniz, Yeşilçam filmlerinin tesirinde geçmişse bir de çocukluğunuz,  aşkı hala bir masumiyet abidesi görüyorsanız,  on iki dakika boyunca ne filmler çekilirdi bu bakışların sağladığı imkanlarla.

On iki dakika sürdü, ona bakarken hayalim. On iki dakika boyunca ben bakarken ne güzel bir aşk besledim, iki çocuklu bir yuva kurdum, kaynanam bile istemedi beni ona üzüldüm; İstabul'dan Anadolu'ya tayin istedim, küçük bir kasabada o, bahçeli evimizde tavukları,ördekleri beslerken; ben meyve ağaçlarından yemişler topladım
On iki dakika boyunca ona bakarken pek masumcaydı hallerim, değildi kötü niyetim. Her durakta biri inerken biri binerken ben gözlerimi ondan ayirmadim. Ta ki on ikinci dakikada ayağa kalkıp benden yana bakarken yarım bir gülümseme belirince yüzünde, utandım azıcık. Ama nasıl da sesimi duyururudum ona," inan değil kötü niyetim, ben bir hayalperestim, seni bir daha nerede görürüm, nasil tanıtrım. şu otobüs dünyasının içinde sana bana bir masum  ruya kurdum o kadar." diyemezdim, diyemeden de indi otobüsten.

En arkada, en solda, cam kenarında on iki dakika boyunca bir rüya izledim

29 Mayıs 2021 Cumartesi

O AN(2)


Yanından geçerken kokusunu alırdım, alalade bir parfüm de olsa üzerine sıktığı onda olması, ondan yayılması yeterdi.

Vitrinlerde gördüğünüz o şuh elbieleri unutun eğer onun üzerinde değilse ve kumaş sarmıyorsa onun bedenini güzel değildi.

Elinde bazen bir çanta olurdu bazen de birkaç kitap...bir duruşu vardı, eline aldığı her şey onunla anlam bulurdu

Mesala bir seferinde fincanı tutarken gördüm onu, yudumladığı abıhayat olsa  canınız  çekmezdi çünkü o an o fincan olup o zarif parmaklar arasında dünyanın en nadide fincanı olmak isterdiniz

Koridorlarda bir kasvet, karanlık diyarların zindanlarına açılan ölümcül kapılar olurdu onsuz geçilirken lakin bir tesadüfün en güzel ve tapılası yanı zuhur ederken zaman dilimlerinin en nurani diliminde, o belirmistir bir başta siz bir başta ve bir ışık hüzmesi dolardı koridorda upuzun bir melek yolu aydınlanır, her adıma yüzlerce yıldız sırayla ışıldar, yerçekimi kaybolur, adımlarınızda binlerce serçe kanadıyla ve siz en asude halinizle boşlukta bir tüy gibi süzülürdünüz.

Yüz yüze gelmeyin sakın, işte o an, ritimlerini unutan kalbiniz, algıya kapanan zihniniz, ondan başkaya her kör olan gözünüz ve tüm sinir uclarinizin iflası meydana gelir donakalırdınız.
Her şey yeniden anlamlanir, lugatlar yeniden yazılır, şiirler unutulur en kadim dualar bile baştan dillendirilirdi.
 
O an için ölüm bile güzel olurdu.

28 Mayıs 2021 Cuma

O AN


Durağa yanaşan dolmuştan inenleri beklerken yürümek istedim bir anda. Yürümenin içimde oluşturduğu bir heyacana kendimi bıraktım. Ömrümde ilk kez ki herkesin bir ibadet gibi yapmamı tavsiye edip durduğu iç sesi dinleme hareketini yapıyordum sadece. Bir ara dolmuş şoförünü düşündüm, gülümsedim muzipçe.
Ve şimdi saatin benim için yeniden farklı bir zaman devresini açıp bana kendimle ilgili bir zamanın ne kadar süreceğini göstereceği andayım. Cevremde akıp giden insanlar, nesneler umrumda değil, bir amaca ulaşmak da yok içimde. Sadece yürümek, yürüdükçe zihnimin sorgulamalara kapalı olarak an'ı yaşamak dürtüsüne kendimi bırakmak istiyorum. Rüzgâr olmalıydı diye ayrıcalık istiyorum bu an'ı bana yaşatan içselligimden. Saçlarımın arasından geçip giden bir rüzgar olsun, tenime usul usul değsin, bir kayadan tozları alır gibi benden de alsın, bana yapışıp kalan ama bana asla ait olmayan ne varsa. Bir tatlı huzur versin, dağlardan kekik kokulariyla gelsin; denizlerden yosun kokusunu, mezardan anamın kokusunu getirsin. Tatlı bir esişle yürüyüşüme sonsuzluk karşın, bir girdap gibi aynı an'ı dönüp dönüp yaşayayım. Rüzgâr en mistik dualarımın cevabı olsun içinde beni çocukluğuma götürecek en güzel kokuları getirsin.
#edebiyatcicash  

8 Mayıs 2021 Cumartesi