Kurdu yine saati ihtiyar
Yarına güvenerek
Aynı saatte açtı dükkanı
Ya nasip diyerek
Kırk yıldır tamir ederdi
Kırk çeşit saati
Erkenden açtığı ekmek teknesi
Doyurdu her zaman ihtiyarı
İki çocuk bir de karısı
Zamanı eğer olsaydı
Gezmekti diyar diyar memleketi
Görmedi hiç isvicreyi
Oysa elinden neleri geçti
Bir de japonya hevesi
Sanki oradaydı yüreği
Aman boşver derdi
Her akşam kapattiginda dükkanı
Kurdu yine saati ihtiyar
Yarına güvenerek
Aynı saatte açtı ihtiyar
Ya nasip diyerek
Bir gün kavgası bitecek
Hayat dediği oyunun
Onun da yüreği duracak
İflah olmaz bozuk saatler gibi
Yoruldu artık ihtiyar
Yelkovan akrep arasında
Kaç kez kurdu zamanı
Doğum ile ölüm arasında
Şimdilerde yoktu pek işi
Alışkanlıktı işte onunkisi
Kim gelirdi artık
Saatler de ucuzladı
İnsanın insanlığı gibi
Bir gün gençten biri
Aşırı süslü bir de işveli
Tutuyordu eslinde köstekli saati
Bıraktı tezgaha usulca
Kendinden bir parça gibi
Ne yaşı musaitti
Bu saate ne de hali
Müşteri veli nimetti
İhtayara ne ki
Bıraktı genç kadını
Eline aldı asırlık saati
Severdi, bilirdi, bu işiydi
Halinden saatin anladı
Kendisi gibi zamanı geçmişti
Lakin bu kadında ne işi vardı
Meraklandi sordu
Yüzüne bakmadan kadının
"a kızım nedir bu saatin hikmeti
Kimden kaldı bu yadigar kimindi
El işi bu saat pek de değerli "
Bekledi umutla cevabı
Ses yoktu kadından
Sadece gözleri nemli
Anladı ki sorular gereksiz
Konuşmak da artık yersiz
Uzatmadi ihtiyar
"Yarın bu saate gel
Biter işi saatin
Parçası eksik
Tastamam olur çalışır"
Ses etmeden kadın
Çıktı gitti dükkandan
Aslında saatin yoktu pek bir şeyi
İhtiyarin merakından ibaretti
Söylediği sözler
Günler geçti kadından çıt yok
Elinde köstekli bir saat
Bekleyip durdu günlerce
Ömrünün bu son vaktinde
Sorular birikti ardınca
Kimdi bu kadın hele de bu saat
İhtiyar zaman kiskacinda
Düşmüştü bir muammaya
Aklında hep o kadın
Ve elinde köstekli saat
Süsledi güzelce saati
Aştı usucal vitrine
Niyeti belki geçerse buradan
Saati görür de alır kendinden
O zaman hasbihal edebilir
Kurtulurdu içini kemiren merakından
Lakin günler geçtikçe
Ne gelen oldu ne giden
Amma müşterisi çoktu
Vitrindeki köstekli saatin
Katı katına paralar serdiler
Takasa envai çeşit saatler
Takılar, antikalar getirdiler
Hiçbirine tamah etmedi
Ne ettilerse satmadı saati
Hayli zaman bekledi
Saat dukkankn uğurlu oldu
Yolu düşen düşene
İşlerin biri bitiyor bir başlıyor
Şu ahır ömrünün son çeyreğinde
Tamir etmediği kalmadı
Elinde ufak tefek saatleri
Çoluk çocuğa saatti
Ve bir gün kendi gibi
Yetkisine yakın biri
Kapıdan girdi içeri
Gözleri vitrinde sözleri dilinde
" Ne istersin bu saate,
Paha biçilmez değil elbet
Mutlaka vardır bir ederi
Dile benden istediğin parayı"
Kızdı ihityar bu sözlere içinden
Le havle çekti peşi sıra
Ne desin ki saat kendinin mi
"Satılık değil o saat
Sahibi bekler durur
Ne zaman gelir bilemem
Ama saat tek onundur."
Karşısındaki adam gülümsedi
Anladı ki saatin var bir sırrı
Sorup öğrendi hemen meseleyi
İyi gönlüne şu serpildi
Çünkü onun da vardı
Uzunca bir hikâyesi
"Ey ehil usta
Seni takdir ettim bu hususta
Emenate etmedin ihanet
Bekledin bunca zaman nihayet
Geldi işte saatin asıl sahibi
Benim o saat ispat edeyim
İnianirsin sen de elbet"
Şaşırdı saatçi ihtiyar
Vitrinde usulca aldı emanati
Uzattı karşısındaki ellere
Kostkkli saatin içinde
Sirlanmis iki harfi
Saatciye gösterdi
"Bunlar benim adımın
Ve soyadımın baş harfleri
Dedemden yadigardir
Evvelden beri bendedir
Lakin uğursuz bir günde
Çaldılar onu benden
Kime yarar bu çalışmaz saat
Ama görüyorum ki
Tıkır tıkır işliyor şimdi
Parlak cilalı pek de süslü"
Bir hüzün kapladı ihtiyarı
Demek buymuş saatin hikmeti
Onca zaman nasıl da sevdi
Şimdi ayrılmak ne acı şeydi
İstemeden para pul adamdan
Uzattı saati bıraktı avuçlarından
Onca zaman onca merak
İçine daldığı onca düş
Bugün biteceği günmüş
Anladı ki çoktan bitmiş
İçindeki çalışma hevesi
Bu da son bahanesiymis
Devretti haftasına dukkanı
Bir devir de bitti gayrı
Bir kendi bir hanımı
Emeklilik günlerini yaşadı
Köstekli saatin kısmeti
Son günlerinde ihtiyarı
Pek de rahat ettirdi
Ve bir gün çalındı kapısı
Karşısında saatin sahibi
Elinde kadifen bir kese
Gülerek bakıyor kendine
Uzattı kessyi bıraktı
Döndü gerisin geriye
Keseyi açarken titredi elleri
Umudu tekti umdu saati
Öyle oldu kesenin içinden
Çıktı o güzelim köstekli saati
Ve bir de küçük bir not
"A dost anladım ki o günden sonra
Bu saati taşımak yakışmaz bana
Sordum öğrendim tanıdım seni
Getirip saati vermek istedim sana
Hem yine durdu çalışmaz oldu
Hakkından sen gelirsin bunun
Helal hoş olsun benden yana
Köstekli saat kalsın hatıra"
İhtiyar kurdu saati
Şu son çeyrek vakitte
Yelkovan yazı getirdi
Akrep baharı
Bir vakit beraberce
Kovaladilar arta kalan zamanı
Kurdu yine saati ihtiyar
Yarına güvenerek
Aynı saatte açtı dükkanı
Ya nasip diyerek
Kırk yıldır tamir ederdi
Kırk çeşit saati
Erkenden açtığı ekmek teknesi
Doyurdu her zaman ihtiyarı
İki çocuk bir de karısı
Zamanı eğer olsaydı
Gezmekti diyar diyar memleketi
Görmedi hiç isvicreyi
Oysa elinden neleri geçti
Bir de japonya hevesi
Sanki oradaydı yüreği
Aman boşver derdi
Her akşam kapattiginda dükkanı
Kurdu yine saati ihtiyar
Yarına güvenerek
Aynı saatte açtı ihtiyar
Ya nasip diyerek
Bir gün kavgası bitecek
Hayat dediği oyunun
Onun da yüreği duracak
İflah olmaz bozuk saatler gibi
Yoruldu artık ihtiyar
Yelkovan akrep arasında
Kaç kez kurdu zamanı
Doğum ile ölüm arasında
Şimdilerde yoktu pek işi
Alışkanlıktı işte onunkisi
Kim gelirdi artık
Saatler de ucuzladı
İnsanın insanlığı gibi
Bir gün gençten biri
Aşırı süslü bir de işveli
Tutuyordu eslinde köstekli saati
Bıraktı tezgaha usulca
Kendinden bir parça gibi
Ne yaşı musaitti
Bu saate ne de hali
Müşteri veli nimetti
İhtayara ne ki
Bıraktı genç kadını
Eline aldı asırlık saati
Severdi, bilirdi, bu işiydi
Halinden saatin anladı
Kendisi gibi zamanı geçmişti
Lakin bu kadında ne işi vardı
Meraklandi sordu
Yüzüne bakmadan kadının
"a kızım nedir bu saatin hikmeti
Kimden kaldı bu yadigar kimindi
El işi bu saat pek de değerli "
Bekledi umutla cevabı
Ses yoktu kadından
Sadece gözleri nemli
Anladı ki sorular gereksiz
Konuşmak da artık yersiz
Uzatmadi ihtiyar
"Yarın bu saate gel
Biter işi saatin
Parçası eksik
Tastamam olur çalışır"
Ses etmeden kadın
Çıktı gitti dükkandan
Aslında saatin yoktu pek bir şeyi
İhtiyarin merakından ibaretti
Söylediği sözler
Günler geçti kadından çıt yok
Elinde köstekli bir saat
Bekleyip durdu günlerce
Ömrünün bu son vaktinde
Sorular birikti ardınca
Kimdi bu kadın hele de bu saat
İhtiyar zaman kiskacinda
Düşmüştü bir muammaya
Aklında hep o kadın
Ve elinde köstekli saat
Süsledi güzelce saati
Aştı usucal vitrine
Niyeti belki geçerse buradan
Saati görür de alır kendinden
O zaman hasbihal edebilir
Kurtulurdu içini kemiren merakından
Lakin günler geçtikçe
Ne gelen oldu ne giden
Amma müşterisi çoktu
Vitrindeki köstekli saatin
Katı katına paralar serdiler
Takasa envai çeşit saatler
Takılar, antikalar getirdiler
Hiçbirine tamah etmedi
Ne ettilerse satmadı saati
Hayli zaman bekledi
Saat dukkankn uğurlu oldu
Yolu düşen düşene
İşlerin biri bitiyor bir başlıyor
Şu ahır ömrünün son çeyreğinde
Tamir etmediği kalmadı
Elinde ufak tefek saatleri
Çoluk çocuğa saatti
Ve bir gün kendi gibi
Yetkisine yakın biri
Kapıdan girdi içeri
Gözleri vitrinde sözleri dilinde
" Ne istersin bu saate,
Paha biçilmez değil elbet
Mutlaka vardır bir ederi
Dile benden istediğin parayı"
Kızdı ihityar bu sözlere içinden
Le havle çekti peşi sıra
Ne desin ki saat kendinin mi
"Satılık değil o saat
Sahibi bekler durur
Ne zaman gelir bilemem
Ama saat tek onundur."
Karşısındaki adam gülümsedi
Anladı ki saatin var bir sırrı
Sorup öğrendi hemen meseleyi
İyi gönlüne şu serpildi
Çünkü onun da vardı
Uzunca bir hikâyesi
"Ey ehil usta
Seni takdir ettim bu hususta
Emenate etmedin ihanet
Bekledin bunca zaman nihayet
Geldi işte saatin asıl sahibi
Benim o saat ispat edeyim
İnianirsin sen de elbet"
Şaşırdı saatçi ihtiyar
Vitrinde usulca aldı emanati
Uzattı karşısındaki ellere
Kostkkli saatin içinde
Sirlanmis iki harfi
Saatciye gösterdi
"Bunlar benim adımın
Ve soyadımın baş harfleri
Dedemden yadigardir
Evvelden beri bendedir
Lakin uğursuz bir günde
Çaldılar onu benden
Kime yarar bu çalışmaz saat
Ama görüyorum ki
Tıkır tıkır işliyor şimdi
Parlak cilalı pek de süslü"
Bir hüzün kapladı ihtiyarı
Demek buymuş saatin hikmeti
Onca zaman nasıl da sevdi
Şimdi ayrılmak ne acı şeydi
İstemeden para pul adamdan
Uzattı saati bıraktı avuçlarından
Onca zaman onca merak
İçine daldığı onca düş
Bugün biteceği günmüş
Anladı ki çoktan bitmiş
İçindeki çalışma hevesi
Bu da son bahanesiymis
Devretti haftasına dukkanı
Bir devir de bitti gayrı
Bir kendi bir hanımı
Emeklilik günlerini yaşadı
Köstekli saatin kısmeti
Son günlerinde ihtiyarı
Pek de rahat ettirdi
Ve bir gün çalındı kapısı
Karşısında saatin sahibi
Elinde kadifen bir kese
Gülerek bakıyor kendine
Uzattı kessyi bıraktı
Döndü gerisin geriye
Keseyi açarken titredi elleri
Umudu tekti umdu saati
Öyle oldu kesenin içinden
Çıktı o güzelim köstekli saati
Ve bir de küçük bir not
"A dost anladım ki o günden sonra
Bu saati taşımak yakışmaz bana
Sordum öğrendim tanıdım seni
Getirip saati vermek istedim sana
Hem yine durdu çalışmaz oldu
Hakkından sen gelirsin bunun
Helal hoş olsun benden yana
Köstekli saat kalsın hatıra"
İhtiyar kurdu saati
Şu son çeyrek vakitte
Yelkovan yazı getirdi
Akrep baharı
Bir vakit beraberce
Kovaladilar arta kalan zamanı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder